Genel

‘anı’

Karnım acıktı. Birkaç badem, portakal, evde ne varsa küçük bir tabağın içine koydum; koltuğa kuruldum. Müzik dinlerken atıştırayım diye, elim sevdiğim şarkılardan oluşturduğum listeme gitti. Biraz gezindim içinde, beğenmedim hiçbirini; vazgeçtim. Telefonu koydum yanıma.

Televizyonun kumandasına uzandım, rasgele bir dizi açtım. En üstte ne varsa; ‘bu ay 1. sırada’ yazan ilk dizi hangisiyse..  Çünkü öylesine. 

Sadece bir şeyler yerken, zaman geçsin, ekranda dursun diye ve göz ucu ile baktığım bir dizide tesadüfen bir şarkı çalmaya başladı. 

Oturdum kaldım. Oturduğum yerde kaldım. Kalakaldım. 

Sonra geriye aldım diziyi, ve aynı sahneyi (ve müziği) bir daha dinledim. Bir daha. Ve bir daha. Ve bir daha. Bir baktım ağzımdeki lokma büyümüş ve yanaklarım sırılsıklam. 

Hayatımda çok büyük yer kaplayan bir olaya dair anısı var çünkü bu şarkının. Yıllar yıllar öncesine ait. O dönemde dinlerdim bu şarkıyı. 

Unutmuşum, geçmiş zaman. Hem olayı hem de bu şarkıyı. Belki 20 – 25 yıldır dinlememişim. 

O anı geldi gözümün önüne. Canımı yırtarcasına acıtan o dönem, o anı. Acı, anı ve bu şarkı aynı zaten benim için.. 

Üzerinden yıllar geçmiş. Ben değişmişim, olaylar, konular, kişiler değişmiş; hayat akmış geçmiş. Ben zannediyordum ki unutmuşum. 

4 dakika, 27 saniyelik bir şarkı, aldı beni aynı yere tekrar götürdü. Kalbimin zorlandığı o zamanlara. 

Sonra televizyonu kapattım. Bu sefer şarkının orjinalini açtım. Sonra biraz daha ağladım. Sonra biraz daha.. 

Tam karşımda benden tarafa doğru bakan ve televizyonun hemen sol tarafındaki bir fotoğrafa değdi gözüm. Ağlarken gülümsedim. Geçmiş. Acı geçmiş. Acı geçmiş ama anı kalmış. 

Anı, hayatımda yaşadığım bir ‘anı’ olarak yerini almış.  Ama acıtmıyor artık. Sadece bir anda tekrar hatırlamak şaşırttı sanırım beni. 

Sakinleştim. 

Yanaklarımı sildim.

Tam karşımda benden tarafa doğru bakan ve televizyonun hemen sol tarafındaki gözümün değdiği fotoğrafı elime aldım. Bir daha baktım. Üstümdeki pijamadan hallice t-shirtle camının üstünü sildim. Aldığım yere tekrar koydum. Ve tabii ki yine bana bakacak şekilde. 

Hayat çok değişik bir yer. Ömrümde öğrendiğim yegane sey: Geçmişte canını yırtarcanına acıtan tüm acılar bir şekilde geçiyor. Ne yasarsak yaşayalım; ‘Zamanla Geciyor🎈’

Acı geçiyor. Anı olarak hayatında kalıyor. 

Yıllar geçiyor. Lisedeyken hayalini kurduğun gibi bir hayatın tam da içinde yaşarken, bir bakıyorsun o anı sadece eskide kalmış oluyor. Acısız. Yani o anıyı sen nereye koyarsan öyle kalıyor. 

2 Mart 2026’da, saat öğleden sonra 4 sularında, dışarıda güneş varken ve buna ragmen hava 7 dereceyken (ne tezat!) hayatımın 15 dakikası böyle geçti. 

Bugünün anısı bende kalsın diye, şarkının sözlerini aşağıya bırakıyorum: 

Ben her sabah gözlerim
Yaşlı yaşlı uyanıyorum
Çaresiz savaşıyorum
Anılarımla, sorularla

Dostlarım içimde sanki
Kurt misali beni yiyorlar
Yavaş yavaş, parça parça
Görüyorum ki ölüyorum
—–
Benim şu kalbim, benim şu gönlüm
Seni mi sevdi, sana mı güvendi?
Benim şu aklım şaştı kaldı
Sana mı kandı, sana mı inandı?

Çok düşündüm, çok üzüldüm
Pişman oldum, kader dedim
Dün sabah seni affettim
“İnsanoğlu, yaşam…” dedim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial